fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

TATİL REHBERİ

TATİL REHBERİ, TATİL, UCUZ TATİL İMKANLARI,EKONOMİK SÖMESTRİ TATİL SECENEKLERİ, ŞUBAT TATİLİNDE NERELERE GİDİLİR

çesme

 

Nihayet yaz tatilinin sonuna geldik, okullar açıldı. Bazılarımız doyamamıştır belki yaza aynı her yaz olduğu gibi, bazılarına da tatil olduktan sonra mevsim hiç fark etmeyecek. Bu yazımı İzmir’in Çeşme beldesinde aynı son sekiz sene geçirdiğim gibi geçirdim ve artık burası ile ilgili bir yazı yazma vakti geldi diye düşündüm. Belki biraz geç kaldım ama seneye güzel ve cana yakın insanların olduğu, halen bakir koyların bulunduğu rüya gibi bir ilçeye gitmek isterseniz aklınızda bulunsun istedim. Aslında tüm yöre Çeşme olarak bilinse de Ilıca ve Alaçatı ile bağlantılı bir üçgen alandan oluşuyor. Bunlardan en belirgin şekilde büyüyeni tabii ki Alaçatı. Görülmesi gereken yerler listemin başında, cumartesi günleri kurulan Alaçatı pazarı var. Bildiğiniz sebze ve meyvelerin, aynı zamanda yöresel kumaş, havlu, örtülerin satıldığı pazarda yöreye özel tatlı beyaz soğan, darı dedikleri mısır, deniz börülcesi, Frenk elması denilen malta eriği, yassı şeftali ve acur denilen sert ve çekirdeksiz cins bir salatalık bulabilirsiniz. Pazarı her kesimden insanlar sabahın dokuzundan akşamın dokuzuna kadar ziyaret ediyor. Çocuğu olanlar için her tür hayvanın satıldığı bir stant da var. Su kaplumbağası, rengârenk boyanmış bir milyona satılan civcivler, kuş türlerini gören çocuklar ile her hafta pazarlık edebilirsiniz. Pazarın hemen arkasında caminin yanında eski köy evlerini andıran bir kahvenin yanı başında eskici ya da bitpazarı var. Ülkemizden ve komşu ülkelerden toplanan porselen, metal ve kumaşlardan oluşan takı, kap kacak ve kılık kıyafetler makul fiyatlara satılıyor.

Alaçatı eski bir Rum köyü olduğundan koruma altında ve son yıllarda çoğu İstanbullular tarafından satın alınıp elden geçirilmiş. Çarşının içinde belli başlı küçük sempatik oteller bulunuyor. Bunlardan en meşhuru Taş Otel. Bunun yanında O Ev Otel, Sakızlı Han ve Sailors Otel’i unutmamak gerek. Alaçatı’da yemeğe nereye gitmeli diye soruyorsanız, kesinlikle uğranması gereken ilk yer Agrilla. 1800’lü yıllardan kalma eski bir ahırda günde üç öğün yemek servisi yapılıyor. On beş günde bir cumartesi akşamları tango geceleri var. Müziği ışığı ve dansları ile insanı alıp götürüyor bir yerlere. Aynı sıra üzerinde Tuval ticari bir boyutta mükemmel bir servis sunuyor. Dövülmemiş eti kesinlikle denemeli. Delice aynı sırada yer alan ufak ve sempatik bir lokanta mutlaka rezervasyon yapılmalı. Mönü yok, sahibi aynı zamanda mutfak sorumlusu, her gece kendi kafasına göre pişirip değişik tatları size sunuyor. Bu sene açılan Lavanta ve Su’dan kalıcı olacağa benzer. Su’dan benim en sevdiğim yerdi bu yaz. Deniz mahsulleri mutfağından karidesli fettucineyi tavsiye ederim.

Alaçatı’nın kendi halk plajı olduğu gibi dünyaca meşhur bir de sörf plajı var. Dünyanın her yerinden sörfçüler gelip burada kamp yapabildikleri gibi, sörfte yapıyorlar. Lokantasında yemekler güzel fiyatlar çok makul. Seaside gene ilk açılan büyük plajlarından, buz gibi deniz suyu ile yazın sıcaklığında serinlemenin adresi burası. Kahvaltı ve hafif akşam yemekleri için hemen Alaçatı girişinde Alaçat kahvesi var. Kır evi görüntüsündeki bu yerde ev yapımı ekmekler ve reçeller değişik omlet çeşitleri ile birlikte servis yapılıyor.

Ilıca’ya geçtiğinizde artık Sheraton plajı olarak bilinen halk plajının kumu yumuşak ve bembeyaz, denizi ise resimlik. Kış günlerinde sıcak ve güzel bir plaj hayal etmek istediğinizde burayı düşünebilirsiniz. Yöreye özel sabah kahvaltılıkları burada çok meşhur. Bir nevi poğaça olan “Boyos” ile yufka, beyaz peynir ve maydanoz kızartması börek “ katmer” ile İzmir lokması her köşede satılıyor. Kumru sandviçleri ise ağız suyunu her an akıtabilir. Susamlı ekmekler mangalda ısıtılıyor. Sucuk, salam ve peynir domates ile karıştırılıp yine mangal da kömür ateşinde pişiriliyor ve ekmeğin içine konuluyor. Doyurucu ve çok lezzetli. Büyük pahalı otel sevenler için Sheraton burada, fakat yeni açılan Ilıca Oteli bence rekabeti kızıştıracak gibi. Yılların meşhur pastanesi Bonjour gene Ilıca’da. Paşa Limanı’na doğru gidilince son senelerin favori plajı Aqua Vekamp’da hem kampingciler ağırlanıyor hem de tabii sıcak su havuzunda akşam üzeri içkiler içilebiliyor. Sıcak hava, sıcak su ve alkol karışımı insana ne yapıyor merak ediyorsanız mutlaka gidin, ama cebinizde para olsun çünkü fiyatları fahiş ötesi. Yanı başında bu sene açılan Fontana, dekoru ile servisi, müziği ve konumu ile seneye de dopdolu olacağa benzer. Artık plaj rezervasyonları da yapılıyor Çeşme’de yoksa açıkta ve ayakta kalabiliyorsunuz.

Çeşme Köy’ün kendisi biraz turistik. Hem dükkânları hem kalesi hem de lokantaları ile yabancı turiste hitap edecek şekilde duruyor. Faytonların yanında bira evleri, muhallebicisi, kebapçısı bir arada duruyor. Kilise önünden konser biletleri almak ya da yaz dövmesi yaptırmak dışında pek işim düşmedi Çeşme Köy’e. Limanı geçer geçmez Çiftlikköy’e gelince ilk durak yılardan beri hizmet veren salaş lokanta “Langusta”ya mutlaka uğrayın. Halen servis Allah’a emanet, ıstakozlar taptaze ve hep kalabalık. Ama değişen tek şey fiyatlarda İstanbul fiyatlarını yakalamış olması. Ahşap maslarda yemek yerken içecekleri kendiniz gidip alıyorsunuz. Tuvaletler bahçede ve Nuh’tan kalma. Babaylon Oteli’nden sonra Seaside plajının devamı olan fakat arada burun bulunan plajlar yöresi Altın Kum bölgesine geliyorsunuz. Eski ve halen popüler olan Okan Beach, Fun Club her biri yaş ve gününe göre değişik keyif verebiliyor, ama deniz hep soğuk, kımıldamadan durmak imkânsız. Kızgın yağa kızartılmak üzere patates attığınızda çıkan sesi güneşlenme sonrası suya atladığınızda aynen duyabilirsiniz. Geçen sene açılan ve benim favori yerim Kum Beach bu sene ek yapılan Çim Beach ile tahtalardan yapılmış ve içleri yastık dolu locaları ile muhteşem müziği ve yemekleri ile süper.

Dalyanköye’e gitmek isteyenler Onur Otel’in havuzunu, yemek için ise balıkçılarını denemeliler. Halen balık servis yapılmadan müşteri önünde tartılıyor ve fiyatı söyleniyor.

Aynı yol üzerinde Ayayorgi Kkoyu olarak bilinen koy hem gündüz plaj hizmeti hem gece yemek ve müzik hizmeti veriyor. Koydaki en eski ve halen en güzel yer Paparazzi. Yemek ve müziği ile hiç ödün vermiyor. Gece yarısından sonra aynı koyda yer alan Shayna, Sole Mare ve Granada devreye girince bir müzik cümbüşü oluyor ve toprak tek şeritli yoldan çıkmak bir işkenceye dönüşüyor özellikle hafta sonları.

Son yıllarda tüm Çeşme yöresine inanılmaz bir turist akını var, her yer dolu, otellerde yer bulmak zorlaşıyor ve yavaş yavaş şehirleşme yolunda ilerliyor Çeşme. Havaalanından otoban ile yaklaşık elli dakikada varacağınız bu güzel beldemizi daha fazla dolmadan ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum tabii şimdiye kadar keşfetmediyseniz.
SESDEN RAHATSIZ OLUYORSANIZ ALT TARAFDAKİ CHATİN SESİNİ KAPATINIZ. İSMİNİ DEĞİŞTİRİP CHATA KATILMAK İÇİN MEVCUT İSMİNİZİN ÜSTÜNE TIKLAYIP AÇILAN YERE YENİ İSMİNİZİ YAZINIZ. LÜTFEN KÜFRETMEYİNİZ...